Merkel dönemi sona erdi, ancak onun mirasının yarattığı boşluk, ekonomik kriz ve bölgesel eşitsizlikler, Almanya'nın siyasi haritasını köklü şekilde değiştirdi.
Almanya'daki son seçim sonuçları, Angela Merkel döneminin uzun vadeli etkilerini gözler önüne serdi. Hırvatistan basını Jutarnji list'in analizine göre, CDU ve SPD'nin yıllar süren işbirliği, siyasi rekabeti ortadan kaldırarak aşırı sağ AfD'nin ve radikal sol partilerin yükselişine zemin hazırladı.
"Merkel, CDU'yu SPD'nin politikalarına yaklaştırdı ve bu da her iki partinin seçmenlerinde hoşnutsuzluğa yol açtı" ifadesi, kutuplaşmanın kökünü gösteriyor.
Cyprus Mail'in değerlendirmesine göre, AfD'nin başarısının gerçek nedeni göç değil, ekonomik krizdir. Seçmenler için artan yaşam maliyetleri ve enflasyon, göç politikasından daha ön plandadır.
"Yüzde üçlük enflasyon oranının enerji fiyatlarını artırması, çok sayıda seçmeni CDU'dan uzaklaştırdı" diyen analistler, Friedrich Merz'in ekonomiyi canlandıramadığını belirtiyorlar.
El Mundo, Almanya'nın yeniden birleşme sonrası yaptığı hataları vurguluyor. Doğu ve Batı arasındaki uçurum 36 yıldır hafifletilmeye çalışılsa da çözülmedi:
"Pek çok yerleşim yeri birkaç yıl içinde tüm bunları kaybetti" diyen El Mundo, bu durumun "Ostalji" (eski Doğu Almanya'ya özlem) ötesinde bir öfkeyi yansıttığını belirtiyor.
Bulgaristan basını Trud, Batı Avrupa'daki temel sorunu açıklıyor: Devlet ile vatandaşlar arasındaki sosyal sözleşme bozuldu.
"İnsanlar sistemi ve küreselleşmeyi kabul eder, karşılığında iyi bir yaşam standardı ve güvenlik beklerdi. Ama bu anlaşma çoktan bozuldu" ifadesi, yerleşik partilerin neden seçmenleri kaybettiğini açıklıyor.
Popülist partiler ise "sorunları açıkça tanımlayıp çözüm sunduğu sürece kazanıyor."
The Guardian, Avrupa'daki milliyetçi partilerin güçlenmesine rağmen ortak hareket etmeyeceğini belirtiyor:
"Milliyetçiler yekpare bir blok değiller. Bencillikleri ittifakları sabote ediyor ve rekabeti artırıyor."
Yeni Şafak, Almanya'daki seçim sonuçlarının sadece yerel olmadığını vurguluyor:
"Saksonya'nın gölgesi Avrupa'yı bile aşıyor. Almanya'da yüzbinlerce Türk vatandaşı yaşıyor ve iki ülkenin ciddi ekonomik ilişkileri var."
Avusturya basını Kronen Zeitung, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin yolunu gösteriyor. Meloni, radikal söylemlerini bırakıp sembolik sağ politikalarla yönetimi başarıyla sürdürüyor.
"Meloni 'ihanet' etmedi; sorumluluk denen şeyi keşfetti."
Corriere del Ticino, göç meselesinin Avrupa'da hafife alındığını uyarıyor:
"Devlet, korunma hakkı olanlarla diğerlerini ayırt edemez ve yerel makamları yalnız bırakırsa, meydan basit çözüm sunanlara kalır."
Der Standard, Almanya ve Avusturya'yı karşılaştırarak bir ders çıkarıyor: "Siyasi varlığını korumak isteyenler, tartışmalı ve hassas reformlardan uzak durmalı."
Sonuç: Merkel dönemi sona erdi, ancak onun mirasının yarattığı boşluk, ekonomik kriz ve bölgesel eşitsizlikler, Almanya'nın siyasi haritasını köklü şekilde değiştirdi.
Yorumlar