Çin, ortaklarıyla birlikte küresel yeni bir jeopolitiğin oluşumunu hedefliyor. Dost ya da düşman, herkesin bunun farkında olarak hesap yapmasında yarar var. Pekin, ABD'nin yerine geçerek yeni bir askeri hegemon olmak istememekte, aksine bölgesel ülkelerin daha fazla stratejik özerklik kazandığı ve Çin'in ekonomik, diplomatik ve siyasi ağırlığıyla etkileyebildiği bir düzen arzulamaktadır.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 1-2 Eylül'de Mısır'ı ziyaret ederek 20'den fazla işbirliği anlaşması imzaladı ve Ortadoğu güvenliği için dört maddelik bir mimarisi önerdi. Ziyaret, Çin'in bölgedeki rolünün önemli ölçüde genişlediğini ve küresel jeopolitikte yeni bir döneme girildiğini gösteriyor.
Mısır bugün yalnızca önemli bir Arap devleti değil, Afrika, Akdeniz, Kızıldeniz ve Ortadoğu'nun kesiştiği, Süveyş Kanalı'nı kontrol eden ve Filistin meselesinde önemli diplomatik ağırlığa sahip bir aktördür. Kahire, Çin açısından hem ikili ortak hem de daha geniş Arap ve Afrika dünyasına ulaşmada stratejik bir kaldıraç noktasıdır.
Şi, ziyareti sırasında iki ülkeyi gelişmekte olan ülkeler arasındaki dayanışmanın ve işbirliğinin örneği olarak tanımlamıştır.
Şi Cinping, Kahire'de bölgesel güvenliğe dair görüşleri dört temel öneri temelinde formüle etti:
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, konuşmasında "Bölgenin güvenliği hakkında Çin, uzun erimli bir barış ve istikrarı temin edecek çözüm önerisinin sahibidir" dedi.
Çin, gelişmiş J-16 ağır savaş uçaklarını ilk kez Mısır'a konuşlandırdı. Mısır ordusunun elindeki Fransız yapımı Rafale savaş uçaklarıyla birlikte ağustos ortası ile eylül başı arasında Akdeniz'de "Medeniyet Kartalları 2026" ortak tatbikatı icra edildi.
İlaveten Huawei şirketinin yapay zekâ merkezlerinden birinin Mısır'da kurulması kararlaştırıldı. Çin, teorik açıdan olsa bile Amerikan etkisinin Ortadoğu bölgesindeki en büyük kozu sayılan gelişmiş teknolojik ve silahlara alternatif sunmaktadır.
Çin, son yıllarda Süveyş Kanalı Ekonomik Bölgesi'ne akın eden yaklaşık 11,6 milyar dolarlık yatırımların neredeyse yarısını karşıladı. Mısır, Çin tarafından yönetilen sınır ötesi bankalar arası ödeme sistemi CIPS'e entegre edilirken, Kahire Çin piyasalarında yuan cinsinden borç toplamak için Panda Tahvilleri ihraç etti.
2024-2028 dönemini kapsayan beş yıllık program, elektrikli araçlar, elektronik, güneş panelleri, kimyasallar ve modern tarım teknolojilerinde yerel üretim ve teknoloji transferi öngörüyor. Yapay zekâ da öncelikler arasında yer alıyor.
Şi'nin Mısır ziyareti, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi'nden hemen sonra gerçekleşti. Bişkek Zirvesi, Çin açısından oldukça dikkat çekici bir zamanlamaya denk geldi.
Pekin, bu zirveyi ABD tarafı ile yürüteceği görüşmelere ilave diplomatik kozlarla girmek ve çok kutuplu geniş Avrasya coğrafyasında kilit rol oynama kapasitesini sergilemek adına önemli bir fırsat olarak değerlendirdi.
Çin'in ŞİÖ Zirvesi'nde öne çıkardığı üç jeopolitik hedef:
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bişkek Zirvesi'nde Türkiye'nin ŞİÖ'ye tam üye olacağını açıkladı. Bu, ŞİÖ'nün Ortadoğu bölgesinde daha fazla genişlemesiyle birlikte Çin'in nüfuzunun daha etkili olması anlamına geliyor.
Çin ekonomisindeki yapısal yavaşlama, iç talep ve gayrimenkul sektöründeki sorunlarla birleşirken, Ortadoğu'daki savaş küresel enerji piyasalarının Çin ekonomisi üzerindeki baskısını artırmıştır.
ABD/İsrail-İran Savaşı'nın ardından Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıklar Çin'in deniz yoluyla ham petrol ithalatını ciddi biçimde etkilemiş, ağustos ayında deniz yoluyla yapılan ithalat savaş öncesi seviyelerin yaklaşık yüzde 40 altında kalmıştır.
Küresel düzeyde en büyük petrol ithalatçısı olan Çin açısından bu tablo, Ortadoğu istikrarının artık yalnızca diplomasi ve kriz yönetimi araçları ile idare edilen konuları değil, doğrudan ekonomi ve enerji güvenliği gibi öncelikli çıkar alanlarına sirayet eden kapsamlı bir dönüşümü ifade etmektedir.
Çin'in geleneksel Ortadoğu politikasının hâlâ en gerçekçi unsurunun "önce ekonomi" yaklaşımı olduğu görülüyor. Ancak bugün ekonomik işbirliği klasik Kuşak ve Yol altyapı projelerinin ötesine geçerek veri merkezleri, yarı iletkenler, kritik mineraller, dijital ekonomi, elektrikli araçlar, yeşil enerji ve yüksek teknoloji alanlarına doğru genişlemektedir.
Şi'nin Ortadoğu güvenlik önerisi, son dönemde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında kurulan Mekke Savunma İttifakı gibi bölgesel sahiplenme arayışlarıyla dolaylı paralellik taşımaktadır.
Çin, bu tür mekanizmaların doğrudan parçası değildir ancak güvenliğin yalnızca dış güçlerin garantilerine bırakılmaması gerektiği fikri Pekin'in yeni söylemiyle örtüşmektedir. Bununla birlikte Çin'in temel şartı, bu tür oluşumların İran karşıtı veya yeni bloklaşmalar üreten yapılara dönüşmemesidir.
Avrasya'da hâlâ devam eden iki savaşın gölgesinde, bölge Washington'dan izin beklemeden kendi rotasını çizen bir kıta görüntüsü sunmaya hazırlanıyor. Pekin, Orta Asya'daki ekonomik şartları giderek daha fazla belirliyor.
Çin, Küresel Güney ülkelerine, Amerikan baskısı altındaki hükümetlerin hâlâ güvenilebilecek pratik alternatiflere sahip olduğu yönünde bir mesaj iletiyor. Pekin'in Washington'a gönderdiği mesaj açık: Yaptırımlar İran'ı tecrit etmeyi başaramadı; aksine, onu Avrasya coğrafyasına daha derinlemesine entegre olmaya itti.
Şi'nin on yıldır Mısır'a yaptığı ilk ziyaret, Kahire'nin şiddetli mali baskılarla karşı karşıya olduğu, Kızıldeniz savaşının nakliye ve ticaret rotalarını yeniden çizdiği, ayrıca Mısır'ın dolar cinsinden borçların yüksek maliyeti ve enerji kaynaklarına duyulan ihtiyaç bağlamıyla mücadele ettiği bir dönemde gerçekleşti.
Ziyaret, Pekin'in Washington'un boy ölçüşmekte zorlanacağı bir paket sunduğu zamanda gerçekleşti: Uzun vadeli sanayi yatırımları, teknoloji transferi, Avrasya sisteminin Akdeniz'deki çapa noktasını oluşturuyor.
Mısır, Çin'in Avrasya projesindeki altyapı ve ticaret halkasını tamamlıyor. Şian'dan Orta Asya üzerinden İran ve Türkiye'ye uzanan kıtasal koridorun Avrupa ve Afrika pazarlarına açılan batı ucunda bir noktaya ihtiyacı var. Mısır, Süveyş Kanalı üzerindeki konumuyla tam olarak bu noktayı sağlıyor.
Çin, ortaklarıyla birlikte küresel yeni bir jeopolitiğin oluşumunu hedefliyor. Dost ya da düşman, herkesin bunun farkında olarak hesap yapmasında yarar var. Pekin, ABD'nin yerine geçerek yeni bir askeri hegemon olmak istememekte, aksine bölgesel ülkelerin daha fazla stratejik özerklik kazandığı ve Çin'in ekonomik, diplomatik ve siyasi ağırlığıyla etkileyebildiği bir düzen arzulamaktadır.
Yorumlar