Kuriş ise suçlamaları reddederek soruşturmanın kendisine ve temsil ettiği cemaate yönelik bir “itibar suikastı” olduğunu savunuyor.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, 2016’da hayatını kaybeden eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturmanın genişletildiğini açıkladı.
Soruşturma, Denizolgun’un yeğeni ve eski AK Parti milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun’un “şüpheli ölüm” başvurusunun ardından yürütülen fethi kabir işlemi ve yeni bilirkişi raporuyla derinleşti.
Denizolgun’un Karacaahmet Mezarlığı’ndaki kabri 19 Ağustos’ta açılmış, alınan örnekler incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu’na gönderilmişti.
25 Ağustos tarihli bilirkişi raporunda ölümün “şüpheli” bulunduğunun açıklanmasının ardından, 16 Ağustos’tan bu yana tutuklu bulunan Alihan Kuriş ile diğer şüpheliler hakkında “kasten öldürme” suçundan soruşturma başlatıldığı bildirildi.
Denizolgun’un ölümünü 2016’da “beyin kanamasına bağlı doğal ölüm” olarak raporlayan ve raporu imzalayan doktorlar hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan işlem başlatıldı.
Ayrıca savcılığın otopsi video kaydının gönderilmesi yönündeki taleplerine önce “Böyle bir kayıt yoktur” yanıtını veren, ancak 18 Ağustos’ta kaydın mevcut olduğunu kabul ederek savcılığa ileten Adli Tıp Kurumu idarecisi hakkında da aynı suçlama kapsamında soruşturma yürütülüyor.
Dosyada ölümün geç bildirilmesi, naaşta bulunduğu öne sürülen şüpheli bulgular ve ilk Adli Tıp raporlarına ilişkin soru işaretleri de inceleniyor. Aile tarafından Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’na da başvuru yapıldığı aktarıldı.
Alihan Kuriş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 16 Ağustos’ta tutuklanmıştı. Kuriş ve diğer şüphelilere;
gibi suçlamalar yöneltiliyor.
Dosyadaki MASAK raporunda, şüpheliler ve ilişkili şirketlerin 2020’den sonra finansal işlem hacimlerinde olağandışı artışlar yaşandığı, bazı şirketlerin ticari faaliyetleri sınırlı olmasına rağmen yüksek miktarda finanse edildiği ve 100 milyar lirayı aşan paranın çeşitli yollarla yurt dışına çıkarılmış olabileceği iddia ediliyor.
Kuriş ise suçlamaları reddederek soruşturmanın kendisine ve temsil ettiği cemaate yönelik bir “itibar suikastı” olduğunu savunuyor.
Yorumlar