İmamoğlu, değişim ve yenilik kararlılığıyla YENİ Parti’nin, milletin iktidar yolculuğunun merkezi olacağını savundu. Türkiye’nin uzlaşı, barış, huzur, adil paylaşım ve refah hedeflerine yönelmesi gerektiğini belirten İmamoğlu, Cumhuriyet, adalet ve demokrasinin ancak güçlü bir çatı altında yürütülecek mücadeleyle kazanılabileceğini ifade etti. İmamoğlu yazısını, “Yeni ve huzurlu bir şafakta milletimizle buluşmak dileğiyle” sözleriyle tamamladı.
Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhuriyet gazetesi için “Türkiye hangi şafağa bakacak?” başlıklı bir yazı kaleme aldı. İmamoğlu, Silivri’de devam eden İBB davasındaki yargılama sürecini eleştirerek mahkeme salonunda kendisiyle ilgili iddiaların yeterince sorgulanmadığını savundu.
Duruşmaların gece yarılarına kadar sürdüğünü belirten İmamoğlu, son sanığın savunması sırasında adının birçok kez geçtiğini ifade etti. İmamoğlu, mahkemenin sanığa kendisiyle ilgili bazı temel soruları yöneltmesini beklediğini ancak bu soruların sorulmadığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Ekrem İmamoğlu’nu tanıyor musun? Hiç görüştünüz mü? Aranızda herhangi bir irtibat oldu mu? Bu söylediklerini hangi somut bilgiye veya belgeye dayandırıyorsun? Bekledim. Sorulmadı. Ne iddia makamı sordu ne de mahkeme heyeti.”
İmamoğlu, bu durumu “yargı rezaleti” olarak nitelendirdi ve hakkında saatlerce konuşan bir kişiye, kendisiyle daha önce görüşüp görüşmediğinin dahi sorulmadığını ileri sürdü.
Avukatların sorularının yanıtsız kaldığını, bazı sanıkların ise ezbere ifadeler okuduğunu savunan İmamoğlu, mahkemenin görevinin hakkı gözetmek ve korumak olduğunu belirtti.
İmamoğlu, savcılık aşamasında baskı, tehdit veya şantaj yoluyla ifade vermeye yönlendirildiğini iddia ettiği kişilerin duruşmalardaki beyanlarının incelenmesi gerektiğini savundu. Hakkındaki tüm iddiaların ve delillerin mahkemeye sunulmasını isteyen İmamoğlu, kendisinin de duruşmada bulunarak sorular sormak ve yanıt vermek istediğini ifade etti.
“Hakkımdaki bütün iddialar ortaya konsun. Deliller açıklansın. Tanıklar dinlensin. İddia makamı elinde ne varsa mahkemeye getirsin. Ben de orada olayım. Dinleyeyim, sorayım, cevap vereyim, itiraz edeyim. Doğal bir yargılama süreci bunu gerektirir.”
İmamoğlu, temel soruların dahi sorulmadığını öne sürerek yargılamada hakikat ve adaletin aranmadığını, bunun yerine Türkiye’nin geleceğini hedef alan bir senaryonun sergilendiğini iddia etti.
Duruşmalarda kendisinin yeterince konuşturulmadığını belirten İmamoğlu, adının “suç örgütü” iddiasının merkezine yerleştirilmek istendiğini ancak bu iddiaların tartışıldığı mahkeme salonunda mümkün olduğunca az konuşmasının tercih edildiğini savundu.
İmamoğlu, zaman zaman salondan çıkarılmasının, duruşmaya getirilmemesinin veya savunmasının sınırlandırılmasının gündeme geldiğini belirterek şu soruyu yöneltti:
“Ekrem İmamoğlu’nu yargılamak istediğiniz mahkemede neden Ekrem İmamoğlu’nun konuşmasından bu kadar rahatsız oluyorsunuz?”
Silivri’deki duruşma salonunun Türkiye ve Avrupa’nın en büyük duruşma salonu olarak tanıtıldığını hatırlatan İmamoğlu, Silivri’yi adaletsizliğin sembolü olarak nitelendirdi. Yassıada, Diyarbakır, Mamak, Ulucanlar ve Pınarhisar örneklerini veren İmamoğlu, demokrasinin bu süreçlerden de güçlenerek çıkacağını ifade etti.
Türkiye’nin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde güçlenen iradesiyle demokrasi yolculuğuna er ya da geç devam edeceğini savunan İmamoğlu, halkın korku, kaos ve kriz ortamından uzaklaşarak geleceğe umutla bakacağı yeni bir döneme yöneleceğini belirtti.
İmamoğlu yazısında ekonomik sorunlara da değindi. Pazara çıkamayan annelerin, torunlarına harçlık veremeyen emeklilerin, üretim yapmakta zorlanan çiftçilerin, hak arayan gazilerin ve emek mücadelesi veren madencilerin ülkenin karşı karşıya olduğu tabloyu ortaya koyduğunu söyledi.
İmamoğlu, yazısında YENİ Parti’ye de yer verdi. Partinin Cumhuriyet, adalet ve demokrasi mücadelesi için güçlü bir çatı olduğunu belirten İmamoğlu, Türkiye’de büyük bir değişimin öncüsü olacağına inandığını kaydetti.
İmamoğlu, değişim ve yenilik kararlılığıyla YENİ Parti’nin, milletin iktidar yolculuğunun merkezi olacağını savundu. Türkiye’nin uzlaşı, barış, huzur, adil paylaşım ve refah hedeflerine yönelmesi gerektiğini belirten İmamoğlu, Cumhuriyet, adalet ve demokrasinin ancak güçlü bir çatı altında yürütülecek mücadeleyle kazanılabileceğini ifade etti.
İmamoğlu yazısını, “Yeni ve huzurlu bir şafakta milletimizle buluşmak dileğiyle” sözleriyle tamamladı.
Yorumlar