Nidia Webb’in yaşadığı olay ise dijital statüye sahip olmanın bile tek başına güvence sağlamadığını gösterdi. Kayıtların başka bir kişiyle eşleşmesi hâlinde, İngiltere’de yasal oturum hakkı bulunan bir kişi sınırda veya havalimanında ülkeye dönüşünü fiilen gerçekleştiremeyebiliyor.
İngiltere’de sekiz yıldır yasal olarak yaşayan ve settled status sahibi olan Nidia Webb, İspanya’daki tatilinin ardından ülkesine dönmek isterken eVisa sistemindeki bir hata nedeniyle uçağa alınmadı.
Webb’e biniş kapısında, dijital yerleşim statüsünün kimliğiyle doğrulanamadığı ve bu nedenle İngiltere uçuşuna kabul edilemeyeceği bildirildi. Uçak Webb olmadan kalktıktan sonra yapılan kontrollerde, eVisa kaydının tek yumurta ikizi olan kız kardeşinin bilgileriyle ilişkilendirildiği ortaya çıktı.
Webb durumu şöyle anlattı:
“Dijital yerleşim statüm kendi bilgilerim yerine tek yumurta ikizimin bilgileriyle bağlantılı hâle gelmişti. Bu nedenle statüm kimliğimle eşleştirilemiyordu.”
Webb’in aktardığına göre Home Office yetkilileri, yaşanan durumun bazı tek yumurta ikizlerini etkileyen bilinen bir teknik problem olduğunu söyledi.
Sorunu çözebilmek için saatlerce Home Office yardım hattıyla görüşen Webb’e kaydının düzeltileceği konusunda güvence verildi. Ancak düzeltmenin tamamlandığını bildiren e-posta da yine Webb’e değil, ikiz kız kardeşine gönderildi.
Webb, sorunun giderildiğini ancak daha sonraki uçuşa kabul edildiğinde anlayabildiğini belirtti:
“Saatlerce telefon görüşmesi yapmasaydım yurt dışında ne kadar süre mahsur kalacağımı bilmiyorum.”
Olay nedeniyle oluşan ek masrafların karşılanıp karşılanmadığı veya kullanılmayan bilet için tazminat ödenip ödenmediği açıklanmadı.
Home Office, Webb’in kaydındaki hatanın düzeltildiğini ve kurum çalışanlarının kendisiyle doğrudan iletişime geçeceğini açıkladı.
Bakanlık sözcüsü, 10 milyondan fazla kişinin göçmenlik statüsünü kanıtlamak için eVisa sistemini başarıyla kullandığını belirtti. Sözcü, nadir görülen sorunların çoğunun 24 saat içinde çözüldüğünü savundu.
Buna karşılık Home Office’in resmî hata bildirim sayfasında, sorunların çoğunun beş iş günü içinde çözülmesinin hedeflendiği, karmaşık dosyalarda bu sürenin 15 iş gününe kadar uzayabileceği belirtiliyor. Bu fark, yurt dışında bulunan ve ülkeye dönmek için dijital doğrulamaya ihtiyaç duyan kişiler açısından önem taşıyor.
İngiltere’nin Şubat 2026’dan itibaren uygulamaya koyduğu “seyahat izni yoksa yolculuk da yok” sistemi kapsamında havayolu şirketleri, yolcuların ülkeye giriş hakkını uçuş öncesinde kontrol ediyor.
Kontrol şu belgeler üzerinden yapılabiliyor:
Bu nedenle kişinin gerçekte yasal oturum hakkına sahip olması tek başına yeterli olmayabiliyor. Statünün Home Office sisteminde doğru pasaport ve kimlik bilgileriyle eşleşmemesi hâlinde havayolu şirketi, yaptırım ve para cezası riski nedeniyle yolcuyu uçağa kabul etmeyebiliyor.
Home Office, eVisa sahiplerine seyahatten önce şu kontrolleri yapmalarını tavsiye ediyor:
Ancak Webb’in durumunda hata, yolcunun eksik veya güncel olmayan bilgi vermesinden değil, sistemin iki kişinin kayıtlarını birbirine bağlamasından kaynaklandı.
AB vatandaşlarının haklarını savunan the3million kuruluşunun geçici yöneticisi Monique Hawkins, Webb’inkine benzer başka vakalarla da karşılaştıklarını söyledi.
Hawkins, olayın dijital sistemdeki güvenilirlik sorunlarını ortaya koyduğunu belirterek insanların göçmenlik statülerini kanıtlayabilecekleri istikrarlı ve güvenilir bir yönteme ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Kuruluş, eVisa sistemine geçişin aceleye getirildiğini savunuyor. the3million’a göre sorun yalnızca insanların uçağa alınmaması değil; mağdurların ortaya çıkan masrafları geri almakta da zorlanması.
Havayolu şirketleri ile Home Office’in sorumluluğu birbirine yöneltmesi, yolcuların tazminat taleplerinin sonuçsuz kalmasına yol açabiliyor.
İngiltere, biyometrik oturum kartları ve pasaportlardaki fiziksel vize etiketleri yerine göçmenlik statülerinin çevrim içi ortamda tutulduğu eVisa sistemine geçiyor.
Hak örgütleri, sistemde özellikle şu grupların risk altında olabileceği uyarısında bulunuyor:
Daha önceki tahminlerde, uzun yıllardır İngiltere’de yasal olarak yaşayan ancak belgeleri dijital sisteme aktarılamayan 200 bine kadar kişinin Windrush skandalına benzer hak kayıpları yaşayabileceği öne sürülmüştü.
Nidia Webb’in yaşadığı olay ise dijital statüye sahip olmanın bile tek başına güvence sağlamadığını gösterdi. Kayıtların başka bir kişiyle eşleşmesi hâlinde, İngiltere’de yasal oturum hakkı bulunan bir kişi sınırda veya havalimanında ülkeye dönüşünü fiilen gerçekleştiremeyebiliyor.
Yorumlar