Bundan sonraki kritik eşik, toplantının nerede ve ne zaman yapılacağından çok masadan hangi somut ihtiyaçların çıkacağı olacak.
Türkiye ve Pakistan Suudi Arabistan için Masada
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos'ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Husi saldırılarının ardından ilk ciddi sınavıyla karşı karşıya. Üç ülkenin dışişleri bakanları New York'ta bir araya gelirken, genelkurmay başkanlarının Suudi Arabistan'a verilecek desteği görüşmek üzere acil toplantı yapması için hazırlıklar ele alındı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın altı gün önce söylediği "askerî ve teknik ihtiyaçları karşılarız" sözleri şimdi çok daha kritik hale geldi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın 7 Ağustos'ta Mekke'de imzaladığı Ortak Savunma Anlaşması'nın kâğıt üzerindeki hükümleri sahadaki gelişmeler nedeniyle ilk kez ciddi biçimde gündeme geliyor.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı İshak Dar, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu temasları kapsamında New York'ta bir araya geldi.
Toplantının gündeminde Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik artan füze ve insansız hava aracı saldırıları vardı.
Suudi tarafının açıklamasına göre bakanlar, üç ülkenin genelkurmay başkanlarının acil olarak yapacağı toplantının hazırlıklarını görüştü. Askerî toplantının gündemi ise son derece dikkat çekici: Suudi Arabistan'a Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında nasıl destek verileceği.
7 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanan anlaşmanın en önemli maddelerinden biri kolektif savunmayı düzenliyor.
Anlaşmaya göre üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırı, tarafların tümüne yapılmış saldırı kabul ediliyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da anlaşmanın imzalandığı gün yaptığı açıklamada düzenlemenin "kolektif caydırıcılığı" esas aldığını; güvenlik ve savunma iş birliğinin yanı sıra savunma sanayiinde ortak projelerin geliştirilmesini amaçladığını açıklamıştı.
Türkiye ayrıca anlaşmanın NATO'ya alternatif oluşturmadığını ve mevcut uluslararası yükümlülüklerle çelişmediğini belirtiyor.
Bugünkü gelişmeyi önemli hale getiren ayrıntılardan biri ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın 19 Eylül'de yaptığı açıklama.
Fidan, Suudi Arabistan'ın Husi saldırıları nedeniyle askerî ihtiyaçlarının ortaya çıkabileceğini söylerken özellikle "teknik konulara" dikkat çekmişti. Türkiye'nin bu ihtiyaçların karşılanmasına yardımcı olabileceğini belirtmiş, aradan yalnızca altı gün geçmişti.
Şimdi üç ülkenin genelkurmay başkanlarının önüne tam da bu konu geliyor.
Henüz Ankara ya da Riyad tarafından açıklanmış bir askerî ihtiyaç veya tedarik listesi bulunmuyor. Dolayısıyla Türkiye'nin Suudi Arabistan'a asker göndereceği, yeni silah sistemleri konuşlandıracağı ya da yeni bir savunma sanayii sözleşmesinin imzalanacağı yönünde şu aşamada doğrulanmış herhangi bir bilgi yok.
Ancak saldırıların niteliği ihtiyaç alanları konusunda önemli ipuçları veriyor.
Reuters'a göre Husiler perşembe günü Suudi hedeflerine onlarca füze ve İHA fırlattıklarını açıkladı. Suudi makamları altı balistik füzenin önlendiğini duyurdu. Mekke, Cidde ve ülkenin Kızıldeniz'deki kritik petrol limanı Yanbu'nun da bulunduğu bölgelerde alarm verildi.
Bu tablo, yapılacak askerî görüşmelerde şunların gündeme gelebileceğini düşündürüyor:
Ancak bunların toplantı gündeminde bulunduğuna ilişkin henüz resmî açıklama yapılmadı.
Türkiye açısından konunun bir başka boyutu daha bulunuyor. Suudi Arabistan ile Türk savunma sanayii arasındaki ilişki sıfırdan başlamıyor.
Riyad yönetimi 2023 yılında Baykar'dan Bayraktar AKINCI insansız hava araçları almak üzere sözleşme imzaladı. Suudi Arabistan'ın resmî haber ajansı SPA, anlaşmayı ülkenin savunma ve üretim kabiliyetlerini geliştirme programının parçası olarak duyurdu.
Ardından iş birliği yerel üretime taşındı. Suudi Arabistan Military Industries (SAMI) ile Baykar arasında AKINCI'nın bazı sistem ve parçalarının Suudi Arabistan'da üretilmesini kapsayan yerlileştirme anlaşması yapıldı.
Aynı süreçte Suudi NCMS şirketi, ASELSAN ve ROKETSAN ile İHA'larda kullanılan elektro-optik sistemler ve mühimmatın yerelleştirilmesi konusunda mutabakatlara imza attı.
Yani yapılacak acil askerî toplantının Türk savunma sanayii açısından önemi yalnızca olası yeni siparişlerden ibaret değil. Türkiye ile Suudi Arabistan arasında zaten kurulmuş bir üretim ve teknoloji iş birliği altyapısı bulunuyor.
7 Ağustos'ta Mekke'de imzalanan anlaşma bugüne kadar büyük ölçüde caydırıcılık ve stratejik iş birliği çerçevesinde ele alınıyordu.
25 Eylül'deki gelişme ise farklı. Üç ülkenin askerî komuta kademesi artık doğrudan "Suudi Arabistan'a nasıl destek verileceğini" görüşmeye hazırlanıyor.
Bundan sonraki kritik eşik, toplantının nerede ve ne zaman yapılacağından çok masadan hangi somut ihtiyaçların çıkacağı olacak.
Yorumlar