Metal ağlar ve kafesler bazı saldırıların etkisini azaltabilir; ancak bunlar tek başına yeterli değil. Özellikle büyük, ağır savaş başlığı taşıyan veya farklı yönlerden eş zamanlı gerçekleştirilen saldırılar karşısında tesis güvenliği, tespitten müdahaleye ve hasar kontrolüne kadar uzanan bütünleşik bir sistem gerektiriyor.
İHA saldırılarının artması, petrol şirketlerini tanklar, rafineriler ve diğer kritik altyapıyı korumak için pasif ve aktif savunma yöntemlerini birlikte kullanmaya yöneltiyor.
Birleşik Arap Emirlikleri’nde tank çiftliklerinin tamamını kaplayan büyük metal yapılar tercih edilirken, Rusya’da daha çok tek tek tankları koruyan ağlar, çerçeveler, kompozit paneller ve elektronik harp sistemleri kullanılıyor.
Metal ağ ve kafes sistemleri özellikle küçük ve düşük hızlı insansız hava araçlarına karşı ek koruma sağlamayı amaçlıyor. Bu yapılar:
Ancak Devlet Duması Savunma Komitesi Başkan Yardımcısı Aleksey Juravlyov’a göre metal çubuk ve ağların etkinliği sınırlı. Güçlü savaş başlığı taşıyan büyük İHA’lar bu bariyerleri aşabilir, hasar verebilir veya tamamen imha edebilir.
Bu nedenle ağ sistemleri aktif hava savunmasının alternatifi değil, son savunma hattı olarak değerlendiriliyor.
Rusya’da petrol altyapısını korumak için çeşitli pasif yapılar kullanılıyor. Bunlar arasında:
yer alıyor.
Aktarılan tasarıma göre önce tankın çevresine metal bir iskelet kuruluyor, ardından kompozit zırh panelleri yerleştiriliyor ve üstüne koruyucu ağ geriliyor. İHA’nın ağ üzerinde patlaması hâlinde, şarapnel ve patlama etkisinin paneller tarafından kısmen sınırlandırılması hedefleniyor.
Rus şirketlerinin sunduğu KOZ-U-SH tasarımı, büyük kapasiteli tankları belirli özelliklere sahip İHA’lara karşı korumak amacı taşıyor.
Sistemde tankın çevresine kablo ağları yerleştiriliyor ve üst bölümde gabion benzeri bir yapı oluşturuluyor. Böylece tankın üzerinde, saldıran İHA’nın yönünü değiştirmesi veya etkisini azaltması beklenen koruyucu bir katman meydana geliyor.
Paylaşılan bilgilere göre tasarımın yaklaşık 50 bin ila 400 bin metreküp kapasiteli tanklar için geliştirildiği belirtiliyor. Ancak sistemin etkinliği, İHA’nın boyutu, hızı, savaş başlığı ve saldırı açısı gibi faktörlere bağlı. Dolayısıyla evrensel bir koruma sağlamıyor.
Metal ağlar İHA’yı tespit edemez, rotasını değiştiremez veya hedefi imha edemez. Yalnızca tesisin hemen önünde fiziksel bir engel oluşturur.
Bu sistemlerin seyir füzeleri ve balistik füzelere karşı etkili olması da beklenmiyor. Bu nedenle kritik petrol tesislerinde giderek daha fazla çok katmanlı savunma yaklaşımı öne çıkıyor:
Elektronik harp sistemleri, İHA’nın kontrol kanallarını veya uydu navigasyonunu etkisiz hâle getirmeyi amaçlıyor. Radar, radyo frekans izleme ve optoelektronik sensörler aracılığıyla hava hedefinin belirlenmesi; ardından kontrol sinyallerine müdahale edilmesi planlanıyor.
Rostec’in güncellenmiş Serp sistemi ile Radon-O gibi çözümlerin, tekli veya grup hâlindeki İHA’ları tespit etmek üzere geliştirildiği aktarılıyor. Bu sistemlerin tesis çevresinde elektronik bir koruma alanı oluşturması hedefleniyor.
Elektronik harp sistemlerinin hedefi etkisiz hâle getirememesi durumunda kısa menzilli hava savunma unsurları devreye giriyor. Pantsir-S1 ve Tor-M2 ailesi gibi sistemler, kritik altyapıya yaklaşan hava hedeflerine karşı kullanılabilecek çözümler arasında gösteriliyor.
2026’da tanıtılan Citadel sisteminin ise uzaktan kumandalı 30 milimetrelik mühimmat kullandığı belirtiliyor. Sistemin, mühimmatın hedef yakınında patlayacağı en uygun noktayı hesaplayarak İHA’lara karşı angajman etkinliğini artırmayı amaçladığı ifade ediliyor.
Rus hükümetinin 24 Ağustos’ta, İHA saldırılarına karşı yeterli güvenlik önlemi almayan kritik altyapı tesislerinin geçici olarak yönetilmesine olanak tanıyan bir düzenleme yaptığı bildirildi.
Bu iddia, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından imzalandığı öne sürülen kararnameye dayandırılıyor. Düzenlemenin amacı, stratejik öneme sahip tesislerde güvenlik standartlarını artırmak ve işletmelerin koruma önlemlerini yetersiz bırakmasını engellemek olarak sunuluyor.
Drone tehdidi karşısında petrol tesisleri tek bir savunma aracına güvenmek yerine, fiziksel bariyerleri elektronik harp, sensörler, hava savunması ve yangınla mücadele sistemleriyle birleştirmeye çalışıyor.
Metal ağlar ve kafesler bazı saldırıların etkisini azaltabilir; ancak bunlar tek başına yeterli değil. Özellikle büyük, ağır savaş başlığı taşıyan veya farklı yönlerden eş zamanlı gerçekleştirilen saldırılar karşısında tesis güvenliği, tespitten müdahaleye ve hasar kontrolüne kadar uzanan bütünleşik bir sistem gerektiriyor.
Yorumlar