Avukat Dr. Selim Sarıibrahimoğlu'nun Avrupa Komisyonu'na gönderdiği ikinci mektup, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir dönüm noktasını işaret etmektedir. Hukuki argümanlar ve ortaklık hukuku ilkeleri temelinde yapılan bu başvuru, AB'nin kendi hukuki yükümlülüklerine ne kadar sadık olduğunu sorgulamaktadır. İki ay sonra verilecek yanıt, AB-Türkiye ortaklık hukukunun geleceği açısından emsal oluşturabilecek nitelikte olacaktır. Bu dosya, uluslararası hukuk ve AB hukuku açısından da önemli bir gelişmedir.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasında Schengen vizesi ve Gümrük Birliği uygulamaları nedeniyle tırmanan gerilim, tarihi bir hukuki hesaplaşmanın eşiğine gelmiştir. Avukat Dr. Selim Sarıibrahimoğlu, Avrupa Komisyonu'na ikinci bir mektup göndererek 2 ay süre tanımış ve tatmin edici hukuki gerekçelerin sunulmaması halinde konuyu AB Adalet Divanı'na taşıyacaklarını ilan etmiştir.
Hukuki Mücadelenin Arka Planı
Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki vize serbestisi ve Gümrük Birliği tartışmaları, AB'nin kendi hukukunu ve ortaklık antlaşmalarını ne derecede uyguladığına odaklanan yargısal bir boyuta taşınmıştır. Hürriyet yazarı Oya Armutçu, Avukat Dr. Selim Sarıibrahimoğlu ile stajyeri Rana Faytrouny'nin Avrupa Komisyonu'na çektiği hukuki resti köşesine taşımıştır.
Avrupa Komisyonu'ndan Gelen Yanıt
Avrupa Komisyonu Genişleme ve Doğu Komşuluk Genel Müdürlüğü Türkiye Birimi Başkanı Antoine Colombani, 28 Temmuz'da Avukat Dr. Selim Sarıibrahimoğlu'nun başvurusuna yanıt vermiştir.
Komisyon'un Yanıtında Yer Alan Konular:
Hukukçunun Tepkisi: "Siyasi Jest Değil, Hukuki Cevap İstiyoruz"
Sarıibrahimoğlu, Avrupa Komisyonu Genişleme Birimi'nden gelen yanıtın hukuki değerlendirmelerden uzak ve yalnızca siyasi süreçleri aktaran nitelikte olduğunu belirtmiştir. 31 Temmuz'da ikinci ihtar mektubunu ileten Türk hukukçu, Komisyon'a net iki ay süre vermiştir.
Sarıibrahimoğlu'nun Temel Talebi: Ankara Anlaşması, Katma Protokol ve "Standstill" (mevcut hakların geriye götürülememesi) ilkesi kapsamındaki yükümlülüklerin açıklanması.
Avrupa Birliği Adalet Divanı'na Başvuru Tehdidi
Sarıibrahimoğlu, tatmin edici hukuki gerekçelerin sunulmaması halinde, Avrupa Birliği'nin İşleyişi Hakkında Antlaşma'nın 265. maddesi uyarınca Avrupa Birliği Adalet Divanı'nda Avrupa Komisyonu aleyhine "eylemsizlik davası" açacaklarını duyurmuştur.
"Standstill" Hükmü Nedir?
"Standstill", en basit anlatımıyla mevcut hakların sonradan daha ağır kurallarla geriye götürülemeyeceğini öngören "mevcut durumun korunması" ilkesidir. Söz konusu dilekçede, Türk vatandaşlarına uygulanan vize kısıtlamalarının Katma Protokol'deki "Standstill hükmüne uygunluğu" sorgulanmaktadır.
Yanıt Bekleyen Dört Temel Hukuki Soru
Başvuruculara göre Avrupa Komisyonu, dört temel hukuki sorunun hiçbirine açık yanıt vermemiştir:
| Soru | İçerik |
|---|---|
| 1 | Gümrük Birliği, Ankara Anlaşması ve Katma Protokol'e uygun mu? |
| 2 | Bugünkü vize uygulamaları, Katma Protokol'ün 41. maddesindeki standstill ilkesine uygun mu? |
| 3 | Türkiye'nin Gümrük Birliği'ndeki temsil sorunu nasıl giderilecek? |
| 4 | 2011 tarihli Avrupa Parlamentosu dilekçesi hakkında bugüne kadar hangi işlemler yapıldı? |
15 Yıldır Yanıtsız Kalan Başvuru
Dikkat çekilen başlıklardan biri de 0649/2011 sayılı Avrupa Parlamentosu'na sunulan dilekçedir. Bu dilekçe, 4 Kasım 2011'de Avrupa Parlamentosu Dilekçeler Komitesi tarafından "Kabul edilebilir" bulunmuştur. Yeni başvuruda ise Komisyon'a, bu tarihten sonra hangi işlemleri yaptığı, bunların sonuçlarını Parlamento'ya bildirip bildirmediği soruluyor.
Ortaklık Hukuku Açısından Temel Soru
Başvurucuların özellikle altını çizdiği nokta kritik derecede önemlidir. Çünkü talep, bütün Türk vatandaşları için genel bir vizesiz giriş hakkı değildir. Talep, hizmet sunmak amacıyla Avrupa ülkelerine giden belirli Türk vatandaşlarına sonradan getirilen daha ağır vize şartlarının "Ortaklık Hukuku" bakımından hukuka uygun olup olmadığının Avrupa Komisyonu tarafından açıklanmasıdır.
YEDAŞ Davası: Tarihsel Öneme Sahip Bir Emsal
Bu tartışma aslında Avrupa Birliği yargısı için tamamen yeni değildir. Avukat Dr. Sarıibrahimoğlu'nun yürüttüğü YEDAŞ davasında, bir Türk şirketinin Gümrük Birliği nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararlar Avrupa Birliği yargısının önüne taşınmıştır.
Dava Süreci:
Dava Sırasında Ortaya Konan Sorun:
Avrupa Komisyonu'nun "Antlaşmaların Koruyucusu" Sorumluluğu
Sarıibrahimoğlu'na göre Komisyon, hukuki sorulara cevap vermek yerine siyasi süreci anlatmıştır. Oysa talep edilen, Türkiye'nin adaylık sürecinin veya vize serbestisi müzakerelerinin anlatılması değildir. Talep edilen, Avrupa Komisyonu'nun Avrupa Birliği Antlaşması'nın 17. maddesi uyarınca "Antlaşmaların Koruyucusu" sıfatıyla Ankara Anlaşması, Katma Protokol ve Ortaklık Hukuku'ndan doğan yükümlülüklerini nasıl uyguladığını hukuken açıklamasıdır.
Gümrük Birliği'ndeki Temsil Sorunu
Başvurucuların altını çizdiği kritik nokta, Türkiye'nin Gümrük Birliği'ndeki temsil ve karar mekanizmalarına katılmadan Gümrük Birliği kurallarına tabi tutulmasının yarattığı yapısal dengesizliktir. Bu, uluslararası hukuk açısından önemli bir sorundur.
Gelecek Adımlar: İki Ay Bekleme Süresi
Şimdi gözler yeniden Avrupa Komisyonu'nda. İki ay içinde hukuki gerekçelerini açıklayacak mı? Yoksa konu Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın önüne mi gidecek?
Olası Senaryolar:
Tarihi Önemi
Bu dosya yalnızca Schengen vizelerini ilgilendirmemektedir. Belki de ilk kez Avrupa Komisyonu'nun "Antlaşmaların Koruyucusu" sıfatıyla Ankara Anlaşması ve Katma Protokol'den doğan yükümlülüklerini gerçekten yerine getirip getirmediği yargısal denetime konu olacaktır.
En Önemli Soru: Avrupa Birliği, aday ülkelerden hukukun üstünlüğüne uymalarını isterken, kendi ortaklık hukukunu aynı titizlikle uyguluyor mu?
Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen'in Açıklaması
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Türkiye'nin önemine vurgu yaparak şu sözleri söylemiştir:
"Komisyon Başkanı Sayın von der Leyen'in ifade ettiği üzere; Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişki, zengin olduğu kadar karmaşıktır. Avrupa Komisyonu, karşılıklı çıkarlarımız doğrultusunda iş birliğini ilerletmeye ve her iki taraftaki vatandaşların yararına olacak şekilde bu iş birliğini geliştirmeye tamamen bağlıdır. Bu husus, bölgesel istikrarın ve ekonomik dayanıklılığın büyük önem taşıdığı, hızla değişen jeopolitik ortamda daha da önem kazanmaktadır."
Sonuç
Avukat Dr. Selim Sarıibrahimoğlu'nun Avrupa Komisyonu'na gönderdiği ikinci mektup, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir dönüm noktasını işaret etmektedir. Hukuki argümanlar ve ortaklık hukuku ilkeleri temelinde yapılan bu başvuru, AB'nin kendi hukuki yükümlülüklerine ne kadar sadık olduğunu sorgulamaktadır. İki ay sonra verilecek yanıt, AB-Türkiye ortaklık hukukunun geleceği açısından emsal oluşturabilecek nitelikte olacaktır. Bu dosya, uluslararası hukuk ve AB hukuku açısından da önemli bir gelişmedir.
Yorumlar