Türkiye olarak bu süreci yalnızca dış gelişmelere uyum sağlayan değil, sahip olduğu güçlü üretim altyapısı, girişimcilik kapasitesi ve stratejik avantajlarıyla değişen dünya ekonomisinde konumunu daha da güçlendiren bir ülke olarak değerlendirilmesi kararlılığı belirtildi.
Türkiye 2027-2029 Orta Vadeli Program'ı Açıkladı: Büyüme 5'e, Enflasyon Tek Haneliye İnecek
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan ile 2027-2029 dönemini içeren Orta Vadeli Program'ı (OVP) açıkladı.
Program Hazırlık Süreci
OVP'nin her yıl olduğu gibi bu yıl da Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığının müşterek çalışmasıyla hazırlandığını belirten Yılmaz, hazırlık sürecine bakanlıklar ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının önemli katkı sunduğunu, özel sektör ve meslek kuruluşlarının görüş ve değerlendirmelerinin alındığını ifade etti.
Ortak aklı ve katılımcılığı esas alan bir anlayışla hazırlanan Programda, ilgili tüm taraflarla yürütülen istişarelerin politika ve tedbirlere yansıtıldığını vurgulayan Yılmaz, sunumda dünya ekonomisindeki mevcut görünüme, bugüne kadar kaydettikleri mesafeye ve 2027-2029 dönemine ilişkin makroekonomik hedeflere yer verileceğini söyledi.
Dünya Ekonomisinde Belirsizlik Artıyor
Dünya ekonomisi, son dönemde ekonomik, teknolojik ve jeopolitik gelişmelerin iç içe geçtiği, öngörülebilirliğin azaldığı ve risklerin tarihi yüksek seviyelere çıktığı yeni bir süreçten geçmektedir. Türkiye ekonomisi de elbette dünyadan ve bölgemizde yaşanan bu gelişmelerden bağımsız değildir.
Özellikle bölgede yaşanan savaşın doğrudan ve dolaylı etkileri, enerji ve emtia fiyatlarından küresel ticarete, enflasyon görünümünden büyüme beklentilerine kadar birçok alanda hissedilmektedir. Bunun yanında geleneksel tarife artışlarının yanında yeni nesil korumacılık eğilimleri ve ticaret politikalarındaki belirsizlikler de küresel görünümü etkilemektedir.
Makroekonomik Varsayımlar Güncellendi
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, programın makroekonomik çerçevesini oluştururken, geçen yıl esas aldıkları varsayımların bu yılın başında bölgedeki savaş başta olmak üzere yıl içerisinde yaşanan hadiseler doğrultusunda güncellendiğini bildirdi.
Geçtiğimiz OVP'deki varsayımların başında gelen küresel büyüme tahmini yüzde 3,1'den yüzde 3'e geriledi. Ticaret ortaklarımızın büyüme tahmini yüzde 2,4'ten yüzde 1,6'ya, Avro Bölgesi büyümesi yüzde 1,2'den yüzde 0,9'a gerilerken bölgede yaşanan savaşın etkisinin en belirgin görüldüğü Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) ülkelerinde ise yüzde 3,4 olarak öngörülen büyüme, yüzde eksi 0,5'e kadar geriledi.
Enerji Fiyatları Beklentileri Aştı
Geçtiğimiz yıl OVP'yi hazırlarken uluslararası kuruluşların tahminleriyle uyumlu olarak 2026 yılı için 64,3 dolar olarak varsaydıkları Brent petrol fiyatı ortalamada 89,3 dolara yükseldi. Enerji dışı emtia fiyatlarında yüzde 5,7 oranında düşüş beklenirken, bugün yüzde 18,6 oranında bir artış öngörülmektedir.
Küresel enflasyon tahmini ise bu gelişmelere bağlı olarak yüzde 3,6'dan yüzde 4,7'ye yükselmiş durumdadır.
2026 Büyüme Tahmini Güncellendi
Özellikle savaşla birlikte enerji ve emtia fiyatlarında ortaya çıkan arz yönlü baskıların ve Türkiye'nin başlıca ticaret ortaklarındaki zayıflamanın doğal olarak 2026 yılı tahminlerine de yansıdığını belirten Yılmaz, 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3,3 olarak güncellediklerini söyledi.
Sanayi büyümesi tahmininin yüzde 2,3'e gerilerken, yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 28,4'e yükseldiğini kaydetti. Enerji fiyatlarındaki yükselişin dış dengemiz üzerinde doğrudan etkisiyle enerji ithalatı tahmininin 63 milyar dolardan 71 milyar dolara yükselirken, dış ticaret açığı tahmininin 96 milyar dolardan 105 milyar dolara çıktığını belirtti.
Cari işlemler açığının milli gelire oranına ilişkin tahminini yüzde 2,6'ya güncellediklerini, turizm gelirleri tahminini ise savaşın etkisiyle 68 milyar dolardan 65 milyar dolara revize ettiklerini söyledi.
2027'de Toparlanma Beklentisi
2026 yılının hem küresel büyümenin hem de dünya ticaretinin belirgin biçimde ivme kaybettiği bir yıl olarak karşılarına çıktığını belirten Yılmaz, 2027 yılına ilişkin beklentilerin küresel görünümde yeniden bir toparlanmaya işaret ettiğini söyledi.
Küresel büyümenin yüzde 3,4'e, küresel ticaret hacmindeki artışın ise yüzde 4,3'e yükselmesi beklenmektedir. Özellikle küresel ticarette beklenen bu canlanmanın, dış talep koşullarının iyileşmesine ve ihracatçı ülkeler açısından daha destekleyici bir ortamın oluşmasına katkı sağlamasını beklediklerini vurguladı.
İhracat Pazarlarında Zorluk Sürüyor
Türkiye'nin ihracatının yaklaşık yüzde 96'sını oluşturan başlıca ticaret ortaklarının ağırlıklı büyümesinin 2025 yılındaki yüzde 2,4 seviyesinden 2026 yılında yüzde 1,6'ya gerilemesini beklediklerini, 2027 yılında ise dış talep koşullarının yeniden iyileşmesiyle bu oranın yüzde 2,8'e yükselmesini öngördüklerini belirtti.
Bu zayıflama, ihracatın yaklaşık yüzde 43'ünü gerçekleştirdikleri Avrupa Birliği ile yüzde 22'sini gerçekleştirdikleri MENA Bölgesinde özellikle dikkat çekicidir. En büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği'nde 2025 yılında yüzde 1,6 olarak gerçekleşen büyümenin 2026 yılında yüzde 1,2'ye gerilemesi, 2027 yılında ise sınırlı bir toparlanmayla yüzde 1,4 seviyesine yükselmesi beklenmektedir.
MENA Bölgesinde Keskin Daralma
MENA Bölgesinde savaşın ve jeopolitik gerilimlerin ekonomik faaliyet üzerindeki etkisi çok daha belirgindir. 2025 yılında yüzde 3,3 büyüyen bölge ekonomisinin, 2026 yılında yüzde 0,5 oranında daralacağı tahmin edilmektedir. 2027 yılında beklenen yüzde 7,3'lük güçlü büyümede ise 2026 yılındaki bu sert daralmanın oluşturacağı baz etkisinin önemli rol oynayacağı değerlendirilmektedir.
AB ve MENA bölgelerinin toplam ihracatın yaklaşık üçte ikisini oluşturduğu dikkate alındığında 2026'da ihracatçıların oldukça zorlu bir dış talep ortamına rağmen başarılı bir performans sergiledikleri görülmektedir.
İhracatı Şoklara Dayanıklı Hale Getirme
Yıllar içerisinde ihracat pazarlarını çeşitlendiren Türkiye'nin mevcut pazardaki güçlü konumunu korurken, yeni pazarlara erişimini artırma, ihracatını bölgesel ve küresel şoklara karşı daha dayanıklı hale getirme çabası önümüzdeki dönemde de devam edecektir.
Jeopolitik Riskler Yükseldi
Küresel ekonomik görünüm üzerinde belirleyici olan unsurlardan birinin de jeopolitik risklerde yaşanan belirgin artış olduğu belirtildi. Savaşın başlamasıyla birlikte jeopolitik risk endeksinin çok hızlı bir şekilde yükseldiği, savaş öncesinde uzun dönem ortalaması etrafında seyreden endeksin, savaşın ardından tarihsel ortalamasının oldukça üzerine çıktığı ve yüksek bir oynaklık yaşandığı kaydedildi.
Jeopolitik gerilimler enerji ve emtia piyasalarından ticaret ve lojistik hatlarına, yatırım kararlarından finansal piyasalara kadar birçok kanal üzerinden dünya ekonomisine yayılmaktadır.
Programın Somut Sonuçları
Programı hayata geçirdikleri günden bu yana temel önceliğin, makroekonomik istikrarı güçlendirmek, ekonomide dengelenmeyi sağlamak, enflasyonu kalıcı biçimde düşürmek ve kazanımlarını sürdürülebilir hale getirmek olduğu belirtildi.
Program kapsamında yatırımların tüketimin üzerinde seyrettiği, dolayısıyla büyümenin kompozisyonunda daha dengeli, üretken ve sürdürülebilir bir yapının öne çıktığı görülmektedir. Yeni yatırımlar üretim kapasitesini genişletmekte, teknolojik dönüşümü ve verimlilik artışını desteklemekte, aynı zamanda yeni istihdam imkanları oluşturmaktadır.
Toplam Faktör Verimliliği Artıyor
Son yıllarda Toplam Faktör Verimliliğinin (TFV) büyümeye daha fazla olumlu etkide bulunduğu görülmektedir. 2026'da öngörülen 3,3'lük büyümenin 1,2 puanını Toplam Faktör Verimliliği kaynaklı olduğu belirtildi.
Tüketim ağırlıklı bir yapı yerine üretim kapasitesini artıran yatırımların öne çıkması, enflasyonla mücadeleyi destekleyen, dış denge üzerindeki baskıları sınırlayan ve potansiyel büyümeyi yükselten daha sağlıklı bir makroekonomik görünüm sunmaktadır.
Türk Lirası Güveni Arttı
Uyguladıkları politikalar çerçevesinde TL'ye güven artmaya devam etmiş, TL mevduatının toplam mevduat içindeki payının yüzde 31,6 seviyesinden 28 Ağustos itibarıyla yüzde 61,5 seviyesine yükseldiği belirtildi.
Koşullu yükümlülüklerden olan KKM'den çıkışın sorunsuz şekilde tamamlandığı anımsatıldı. Kararlılıkla uyguladıkları politikalarla küresel ekonomik görünümdeki belirsizliklere ve jeopolitik risklere rağmen brüt rezervlerin 89,7 milyar dolar artarak, 188,2 milyar dolara ulaştığı belirtildi.
Jeopolitik gerilimlere rağmen risk priminin önemli ölçüde gerilemiş ve 700'lü seviyelerden 220 seviyesinin de altına indiği kaydedildi.
İhracat 280 Milyar Dolara Ulaştı
Yıllıklandırılmış ihracat, ticaret ortaklarındaki belirgin yavaşlamaya ve zorlu dış talep koşullarına rağmen ağustos ayı itibarıyla 280 milyar dolar seviyesine ulaştı. İhracat nitelik olarak da güçlenmiş ve 2024 Ağustos'unda yüzde 40 seviyesinde olan orta ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracat içerisindeki payı, 2026 Ağustos ayı itibarıyla yüzde 44,1'e ulaştı.
Cari İşlemler Açığı Yönetilebilir Seviyede
Cari işlemler açığının milli gelire oranı 2024 yılı Haziran ayında yüzde 1,8, 2025 yılı Haziran ayında ise yüzde 1,6 seviyesinde gerçekleşmiştir. 2026 yılı Haziran ayı itibarıyla bu oran yüzde 2,3'e yükselmiştir.
Bu yükselişin içerisinde 0,7 puanlık farkın savaş nedeniyle geldiği hesaplandı. Bunu çıkartıldığında yapısal bir bozulma olmadığı net bir şekilde görülmektedir. Mevcut seviyenin, 2000-2025 dönemi uzun dönem ortalaması olan yüzde 3,2'nin belirgin altında ve yönetilebilir seviyede olduğu vurgulandı.
Enflasyonla Mücadelede Mesafe Katedildi
Programın temel önceliği olan enflasyonla mücadelede önemli mesafe katedildiği belirtildi. Mayıs 2024'te yüzde 75,5 seviyesine yükselen enflasyonun, uygulanan politikalarla belirgin düşüş eğilimine girdiği ifade edildi.
Enflasyondaki güçlü düşüş eğiliminin savaş koşullarının oluşturduğu arz yönlü baskılar nedeniyle geçici olarak yataylaştığı, 2026 Ağustos itibarıyla yüzde 31,5 seviyesinde gerçekleştiği kaydedildi.
2026 yılı son çeyreğinde enflasyon oranının yeniden düşüş göstereceği ve yıl sonunda yüzde 28,4 seviyelerinde olması beklenmektedir.
2027-2029 Makroekonomik Hedefler
Program döneminde makroekonomik hedefler şu şekilde belirlenmiştir:
Büyüme: 2026'da yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesinin beklenen büyüme, kademeli olarak güçlenerek 2027'de yüzde 4,2'ye, 2028'de yüzde 4,6'ya ve 2029'da yüzde 5'e ulaşması öngörülmektedir.
Enflasyon: 2026'da yüzde 28,4 olarak gerçekleşmesi öngörülen enflasyonun, 2027'de yüzde 21'e, 2028'de yüzde 13,5'e ve 2029'da yüzde 9'a gerileyerek program dönemi sonunda yeniden tek haneli seviyelere inmesi hedeflenmektedir.
İşsizlik: 2026'da yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşmesi beklenen işsizlik oranının, 2027'de yüzde 8'e, 2028'de yüzde 7,8'e ve 2029'da yüzde 7,6'ya düşürülmesi hedeflenmektedir.
İstihdam: Program döneminde ekonomiye yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam kazandırılması amaçlanmaktadır.
Cari İşlemler Açığı: 2027'de yüzde 1,9'a, 2028'de yüzde 1,8'e ve 2029'da yüzde 1,6'ya düşmesi öngörülmektedir.
Bütçe Açığı: 2027'de yüzde 3,5 olarak öngörülen bütçe açığının milli gelire oranının, program dönemi sonunda yüzde 2,8'e düşürülmesi hedeflenmektedir.
Milli Gelir Hedefleri
Program dönemi sonunda milli gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, mal ve hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara taşınması hedeflenmektedir.
2026 yılı sonunda milli gelirin Cumhuriyet tarihinde ilk kez 1,8 trilyon doları aşması, kişi başına milli gelirin de ilk kez 20 bin doları geçmesi beklenmektedir.
Türkiye'nin 2026 yılında dünyada nominal olarak 16'ncı büyük ekonomi, satın alma gücü paritesine göre ise 11'inci ekonomi konumunu sürdürmesi beklenmektedir.
Reformlar ve Politika Öncelikleri
Verimlilik Artışı: Yapay zeka destekli ve otonom üretim sistemleriyle enerji, ham madde, işgücü ve makine kullanımında verimlilik artırılacak, düşük karbonlu üretim, enerji verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamaları yaygınlaştırılacaktır.
İmalat Sanayii Güçlendirme: İmalat Sanayii Finansman Desteği Programı kapsamında 250 milyar lira büyüklüğünde ilave kredi desteği sağlanmıştır. Orta-yüksek ve yüksek teknoloji ağırlıklı sanayi yatırımlarına yönelik 3 yıl için ayrılan 750 milyar liralık YTAK kredileri kullanılmaya devam edilecektir.
İstihdam Politikaları: İstihdam politikaları dört temel eksen üzerine inşa edilmiştir:
Gıda Arz Güvenliği: Sulama yatırımları yüzde 42, içme suyu yatırımları yüzde 71, organize tarım bölgesi yatırımları yüzde 103 oranında artırılmaktadır.
Maden Yatırımları: Maden Tetkik ve Arama yatırımları yüzde 139 oranında artırılmaktadır.
Sanayi Altyapısı: Sanayi altyapı yatırımları yüzde 54 oranında artırılmaktadır.
Savunma Sanayii: Savunma harcamaları yüzde 229 oranında artırılmaktadır.
Sosyal Konut: Sosyal konut yatırımları yüzde 150 oranında artırılmaktadır.
Demiryolu: Demiryolu projelerine ayrılan kaynaklar yüzde 49 oranında artırılmıştır.
Ekonomik Güvenlik ve Dayanıklılık
Program döneminde ekonomik güvenlik ve dayanıklılığı önceleyerek kritik alanlarda dışa bağımlılığı azaltan ve ekonominin çoklu şoklara karşı direncini güçlendiren bir yaklaşım esas alınmaktadır.
Dört kritik başlığa odaklanılmaktadır:
Dış Ticaret Stratejisi
Dış ticarette önceliklerin rekabet gücünü daha da artırmak, ihracatı nitelik açısından daha güçlü bir yapıya kavuşturmak olduğu belirtildi.
İhracatta yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürün ve hizmetlerin payı artırılacak, düşük ve orta teknolojili sektörlerin dönüşümü desteklenecek, firmaların yeşil ve dijital dönüşüme uyumu hızlandırılacaktır.
AB ile ilişkilerin derinleştirilmesinin yanı sıra Uzak Ülkeler Stratejisi, özellikle Afrika coğrafyasına yönelik stratejik açılım, Orta Asya ve Türk dünyasıyla ürün ve pazar çeşitliliği artırılacaktır.
Stratejik bağlantısallık projeleriyle Türkiye'nin bölgesel ve küresel ticaret ağlarındaki konumunu tahkim etmek için Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru, Orta Koridor, Hicaz Demiryolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinde demiryolu bağlantısı gibi stratejik hatlara yoğunlaşılacaktır.
Finansal Sistem Güçlendirilmesi
Program döneminde sermaye piyasaları daha derin ve etkin bir yapıya kavuşturulacaktır. Düzenleyici çerçeve piyasa işleyişini güçlendirecek şekilde gözden geçirilecek, Türk lirası tasarruf ve yatırım araçları çeşitlendirilecek ve şirketlerin sermaye piyasalarının sunduğu finansman imkanlarından daha fazla yararlanması sağlanacaktır.
Dijital Türk lirasının kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar devam edecek, ödeme sistemlerinin ve finansal teknoloji ekosisteminin güvenli ve yenilikçi şekilde gelişmesi desteklenecektir.
Sonuç
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2027-2029 Orta Vadeli Programı'nın, ekonomide sağlanan kazanımları kalıcı hale getirirken gelecek dönemin ihtiyaçlarına güçlü bir şekilde cevap verecek politika çerçevesini ortaya koyduğunu belirtti.
Temel amaçların, makroekonomik istikrarı daha da güçlendirirken üretim kapasitelerini ve rekabet güçlerini artırmak, ekonominin potansiyelini yükseltmek ve elde edilen kazanımların vatandaşların refahına daha güçlü biçimde yansımasını sağlamak olduğu vurgulandı.
Türkiye olarak bu süreci yalnızca dış gelişmelere uyum sağlayan değil, sahip olduğu güçlü üretim altyapısı, girişimcilik kapasitesi ve stratejik avantajlarıyla değişen dünya ekonomisinde konumunu daha da güçlendiren bir ülke olarak değerlendirilmesi kararlılığı belirtildi.
Yorumlar